2018 Hesap Dönemi Kapanışında Dikkat Edilmesi Gereken Konular

    SİRKÜLER NO: FORMÜL–2018/S–40                                21.12.2018

     

     

    KONU: 2018 Hesap Dönemi Kapanışında Dikkat Edilmesi Gereken Konular

     

    2018 yılı hesap dönemi içerisinde gerçekleştirilen muhasebe ve vergi uygulamaları ile ilgili olarak dikkat edilmesi ve hesap dönemi içerisinde kontrol edilmesi gereken özellikli konular aşağıda belirtilmiştir.

     

    1. Nakit Sermaye Artışı Faiz İndirimi Teşviği,

    5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10. Maddesi (ı) bendi hükmüme göre;

    Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan "Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı" dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50'si.

    Nakit sermaye artışında faiz indirimi dikkate alınabilecektir. Teşvikten yararlanabilmek için bu tür sermaye artış tutarlarının 31.12.2018 tarihine kadar mutlaka ticaret siciline tescil edilmesi gerekiyor.

     

    1. Yurtdışı İştirak ve Şube Kazançları İstisnası

    5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5.maddesi 1.fıkrasının (b) bendine göre;

    b) Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden kurumların, bu iştiraklerinden elde ettikleri aşağıdaki şartları taşıyan iştirak kazançları;

    1) İştirak payını elinde tutan şirketin, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az % 10'una sahip olması,

    2) Kazancın elde edildiği tarih itibarıyla iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süreyle elde tutulması (Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihi esas alınır.),

    3) Yurt dışı iştirak kazancının kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması; iştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun, finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye'de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

    4) İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi.

    Yurt dışındaki inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurulmasının zorunlu olduğu durumlarda, özel amaç için kurulduğunun ana sözleşmelerinde belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması şartıyla, söz konusu şirketlere iştirak edilmesinden elde edilen kazançlar için bu bentte belirtilen şartlar aranmaz.

    Bu bent uyarınca vergi yükü, kanunî veya iş merkezinin bulunduğu ülkede ilgili dönemde tahakkuk eden ve kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil olmak üzere toplam gelir ve kurumlar vergisi benzeri verginin, bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi toplamına oranlanması suretiyle tespit edilir.

    Yukarıdaki madde hükmünde yer alan İstisnadan yararlanma koşullarından bir tanesi olan

    Yurtdışı iştirak ve şube kazançlarının Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilme tarihi olan en geç 25.04.2019 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi gerekmektedir.

     

    1. Taşınmaz ve İştirak Hissesi Satış Kazancı İstisnası

     

    5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendine göre;

    (7061 sayılı kanunun 89 uncu maddesiyle değişen cümle; Yürürlük: 05.12.2017)  Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75'lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50'lik kısmı.(*****)

    Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

    İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

    Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihi esas alınır.

     

    (6728 sayılı kanunun 56 ıncı maddesiyle değişen paragraf;Yürürlük 09.08.2016)Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında aktifte bulundurma sürelerinin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate alınır. 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, kurumlar tarafından finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına veya 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine devredilen taşınmazların kiracı ya da kaynak kuruluş tarafından üçüncü kişilere satışında, aktifte bulundurma sürelerinin hesabında, bu taşınmazların finansal kiralama şirketi, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile varlık kiralama şirketinin aktifinde bulunduğu süreler de dikkate alınır. (****)

    Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

     

    Yukarıda belirtilen madde hükmüne göre, satıştan elde edilecek kazancın istisna hükümlerinden faydalanması için gerekli şartlardan bir tanesi, Kurumlar Vergisi Beyannamesinin en geç verilme tarihi olan 25.04.2019 tarihine kadar kazancın istisnadan yararlanan kısmının  pasifte özel bir fon hesabına alınması gerekmektedir.

     

    1. Yurtdışı İnşaat, Onarım, Montaj İşleri ve Teknik Hizmetler Dolayısıyla Elde Edilen Kazançlara İstisna

    5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5.maddesinin 1.fıkrasının (h) bendine göre;

    Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlar istisna hükmündedir.

    Yukarıdaki madde hükmünde belırtılen ıstısnadan yararlanabilmek için kazancın Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir. 31.12.2018 tarihine kadar bu tür kazancın oluşması durumunda mutlaka genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi gerekir.

     

    1. Amortisman Hakkının Kaybolmaması İçin

    213 Sayılı Vergi Usül Kanununun 313.Maddesi Amortisman Mevzuunu tanımlamış olup, 320.Maddesinde ise Amortisman Uygulama Süresinin kıymetlerin Aktife girdiği yıldan başlamış olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla;

    İşletmede inşa edilen veya üretilen amortismana tabi varlık ve kıymetlerin üretim süreci veya inşa süreci tamamlanmışsa, bu kıymetler ilgili hesaba alınarak kanuna uygun oranda amortisman ayrılabilecektir.

    Donem sonunda tum amortismana tabi varlıkların gözden geçirilmesi ve ayrılmayan amortismanla ilgili olarak hak kaybına uğranılmaması dikkate alınmalıdır.

     

    1. Şüpheli Alacaklar İçin Karşılık Ayrılması

    213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 323.Maddesi Şüpheli Alacaklar ile ilgilidir. Bu maddede geçen ‘’ Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.’’ İfadesi ile şüpheli alacak haline gelmiş olan alacaklar ile ilgili olarak mutlaka ilgili olan yılda madde hukmu yerine getirilmeli ve donem ıcınde karşılık ayrılmalıdır.

    Dolayısıyla 2018 yılı içerisinde Şüpheli hale gelen alacaklar ile ilgili olarak mutlaka 31.12.2018 tarihine kadar karşılık ayrılmalı ve hesaplarda gösterilmelidir.

     

    1. Yasal Defterlerin Tasdiki

    Yasal Defterler Tanımı ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda belirtilen defterler belirtilmektedir.

    2019 Hesap Döneminde kullanılacak yasal defterlerin 31.12.2018 tarihine kadar tasdik işlemlerinin yapılması gerekmektedir. Elektronik defter tutan mükellefler için hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı olarak kabul edilir. Son ayın beratının alınması ise kapanış onayı olarak kabul edilir. Ancak yukarıda belirtilen husus sadece yevmiye defteri ve defteri kebir için geçerli bir durumdur. Elektronik defter tutan mükellefler envanter defterlerini 31.12.2018 tarihine kadar mutlaka noterde tasdik ettirmelidirler.

     

    1. Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere Ait Katma Değer Vergisi İndirimleri

    3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 30.maddesinin (d) bendi hükmüne göre ;

    Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi.(5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen katma değer vergisi hariç)[4]

     

    Yukarıda belirtilen madde hükmüne göre K.K.E.G olarak belirtilen giderlere ait K.D.V istisnalar hariç hesaplanan K.D.V ‘den indirilemezler. Dönem sonu işlemlerini yaparken yıl içerisinde gerçekleşen giderlerin içerisinde kanunen kabul edilmeyen giderler var ise ,bu giderlere ait yüklenilen  K.D.V’ nin indirim konusu yapılmaması, yapılmış olması halinde ise gerekli düzeltmelerin yapılması gerekmektedir.

     

    1. Çalınan, kaybolan mallara ait K.D.V, Firelerle İlgili K.D.V

    3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30.maddesinin (c) bendi hükmüne göre;

    Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi, (Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisi ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisinin kullanılan süreye isabet eden kısmı indirilebilir.)[3]

     

     

    Yukarıda belirtilen madde hükmüme göre deprem, sel ve Maliye Bakanlığı’nın yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait K.D.V indirim konusu yapılamamaktadır. Dolayısıyla dönem içinde zayi olan mallara ilişkin indirim konusu yapılan K.D.V’ nin düzeltme işlemlerinin yapılması ve indirim hesaplarından çıkarılması gerekmektedir.

     

    İmalat sürecinde veya imalat süreci sonrasında meydana gelen firelerle ilgili olarak;

    İlgili meslek kuruluşunca belirlenen fire miktarı sınırları içerisinde olan fireler için herhangi bir düzeltme işlemi yapmak gerekmemektedir.

    Ancak ilgili meslek kuruluşunca belirlenen fire miktarını aşan kayıplara ilişkin giderler K.K.E.G olarak dikkate alınacağı için belirlenen fire miktarı sınırını aşan tutara isabet eden K.D.V ‘nin indirimi söz konusu olamayacaktır. Dolayısıyla belirlenen fire miktarını aşan tutara ilişkin yüklenilen K.D.V ‘nin indirim hesaplarından çıkarılarak gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması gerekmektedir.

    Daha once ındırım konusu yapılan yuklenılen K.D.V lerin ilgili donemde hesaplanan K.D.V ye ilave edilerek düzeltme işlemi yapılmalıdır.

     

    1. Katma Değer Vergisi İndirim Hakkı

    3065 Sayılı K.D.V Kanununun 29.maddesi K.D.V ‘nin Vergi İndirimi ile ilgili maddesidir. Bu madde hükmüne göre K.D.V indirim hakkı vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı ile sınırlandırılmıştır. Ancak 7104 Sayılı Kanunun 8.maddesi ile yapılan değişiklikle bu sınırlandırma vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılını izleyen yılın sonu olarak belirlenmiştir. Ancak 7104 Sayılı Kanunun 8.maddesinin yürürlük tarihi 01.01.2019 olarak belirlenmiştir.

    Dolayısıyla 01.01.2019 tarihinden önce gerçekleşen işlemlere ilişkin olarak 2018 yılı faturalarında yer alan K.D.V ‘nin 2019 yılında indirim konusu yapılamayacağı açıktır. Bu nedenle ilgili doneme ilişkin faturaların zamanında temin edilerek ilgili hesaplara alınması Katma Değer Vergisi indirim hakkının kaybedilmemesi açısından önem teşkil etmektedir.

     

     

    Saygılarımızla,